Artuçkule’nin Tepegöz’ü

4.5/5
Çevirmen
Sayfa Sayısı

246 sf.

Çağan Irmak’ın türler arasında salınan leziz romanı “Artuçkule’nin Tepegöz’ü”nü şaşkınlıkla okudum. Şaşkınım çünkü bir kitabın hem bu kadar tazecik hissettirip hem bu kadar kadim bir tat verebilmesi bence sık karşılaştığımız bir durum değil.

Türler arasında salınıyor dedim; zira bir yandan sözlü anlatı geleneğimizin pek çok niteliğini taşıyor, bir yandan da ziyadesiyle çağdaş bir metin. Bu dengeyi nasıl tutturduğunu kitabı bitirdikten sonra bile tam olarak ifade edemiyorum aslına bakarsanız.

Altamış isimli bir köyde başlıyor hikaye; bir genç kadın, peri padişahı tarafından tecavüze uğruyor, hamile kalıyor ve işte o gebelikten romanın kahramanı Tepegöz doğuyor. Tek gözlü, gören herkesin korkuyla baktığı, doğduğu andan itibaren hiç sevilmeyecek bir adam; o da zaten nefreti, kötülüğü, şiddeti, intikamı ve kanı kendine şiar ediniyor ve kendisini kabul etmeyen dünyayı yakıp yıkmayı aklına koyuyor.

Aslında karşısına yolunu değiştirmesini mümkün kılacak pek çok dönemeç çıkıyor ama hiçbirine sapmıyor Tepegöz. O dönemeçlerden birinde de bebekken kendisini bulup büyüten iyi kalpli bir adam var, bir hekim. Bu hekim fotoğraf makinesini icat etmeyi aklına koymuş ama bu icat da Tepegöz’ün eline düşecek nihayetinde.

Daha fazla anlatıp spoiler vermeyeyim, okuyun; çok acayip bir antikahraman yaratmış yazar. Ama bir kadim destan gibi başlayan bu hikayenin bir bilimkurgu gibi bittiğini söyleyeyim, zaten bence bunca sevmemin sebebi bu türler arası geçişkenliği; hatta akışkanlığı diyeceğim çünkü okuru savurmadan, sürüklemeden taşıyor öyküsünü Çağan Irmak.

Son olarak: kitabın bence baş kahramanlarından olan Islık ağaçlarından bahsetmeden bitirmeyeyim. Öyle zarif anlatıyor ki o ağaçları yazar, zihnimde tüm güzellikleriyle belirdiler. Ağaçların ağzından yazdığı ve dille nasıl ustaca oynadığını da gösteren (sürgünün bu çift anlamlılığı üzerine hiç düşünmemiştim!) şu pasajla bitireyim: “Ne tuhaf değil mi sürgün kelamının birbirine zıt manalara gelmesi? İnsan evladı bizi sürgün ederken yok edecek, biz ise yeni sürgünlerimizle var edeceğiz kendimizi. Başka diyalarda, buralardan çok uzaklarda.”

Size inanıyorum sevgili Islık ağaçları. 🪾

Bu konuda daha fazla şey
Yazarın kütüphanemdeki tüm eserlerini görün

Bu coğrafyanın edebiyatına biraz daha dalın

Kütüphanemdeki diğer Çağan Irmak kitapları
4/5
120 sf.