Nedir bu malzeme? Ishiguro bizi distopik bir geleceğe götürüyor ve bir yatılı okulda beraber büyüyen 3 gencin öyküsünü anlatıyor. Tüm Ishiguro eserleri gibi katman katman açıldığı ve epeyce sürükleyici olduğu için spoiler vermemek adına konusundan çok bahsetmeyeceğim ama kitabın temelde sorduğu sorunun “toplumun iyiliği için bireyler ne kadar feda edilebilir?” olduğunu söyleyebiliriz.
Hikaye sürükleyici, soru ilginç, konu gizemli. Ama Ishiguro’nun bulduğu heyecan verici fikre kendini kaptırıp distopik evrenini yeterince detaylandırmadığı duygusundan kurtulamadım okurken. (Geçtiğimiz yıl yayınlanan Klara ile Güneş’te ise aksine bunu çok iyi becerdiğini düşünüyorum.) Aykırı bir dünya kurgularken okurda oluşabilecek soruları cevaplayabilmek önemlidir ve bence maalesef Ishiguro burada yetersiz kalıyor.
Yazarın genel olarak son derece yalın bir dille yazdığını biliyoruz, ancak bu yalınlık bu eser özelinde bir tür yavanlığa varıyor. Birinci tekil şahıs anlatıcı sıklıkla boşlukları dolduramıyor, aktardığı diyaloglar ikna edicilikten uzak ve kuru kalıyor. Gitgide daha da kişiselleşen ve bence kişiselleştikçe sıradanlaşan hikaye bir noktada bir sonuca bağlanacak umuduyla okumayı sürdürüyorsunuz ancak kitabın sonu maalesef bekleneni vermiyor. Ishiguro, başta belirttiğim o büyük soruyu sormaya çalıştığını ancak kitabın son sayfalarında belli ediyor. Oysaki soru görkemli, ilginç ve önemli; ancak yazar eserini bu soruyu temele alıp inşa etmek yerine, sonradan aklına gelmişçesine toplumsal çerçeveye son bölümlerde bağlayıveriyor, hal böyle olunca ne anlattığı bireylerin öyküsü, ne de bağlamayı denediği toplumsal soru anlamlı oluyor. Her şeyden biraz ama hiçbiri tam olmayan bir eser olarak bitiyor Beni Asla Bırakma.