Zorunda olmasam okumazdım ama iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu Agatha Christie’nin otobiyografik anlatısı Hayatım. Hakkında türlü rivayet duyduğumuz bu kadını kendi ağzından okumak çok güzel ve pek çok açıdan da çok şaşırtıcıydı.
Şaşırtıcı olan şu: yaptığı işin, yaşadığı hayatın müstesnalığının hayatı boyunca farkına varmamış bir kadınla karşılaştım. Sahte bir tevazudan bahsetmiyorum, gerçekten kendi biricikliğini, cesaretini, uçarılığını hiç fark etmemiş bir kadın bu. Kadınların bırakın yazmayı kamusal alanda görünürlüğünün bile çok az olduğu bir çağda çok satanlar yazmayı başarmış, dünyanın ayak basılmamış yerlerine tek başına gitmeye cesaret etmiş, tüm bunları yaparken de kendini ne yazar ne gezgin olarak tanımlamış, dünyanın en doğal şeylerini yapıyor gibi yapmış bir acayip kadınmış Agatha Christie. Herkesin kendine türlü unvanlar tayin etmeye bayıldığı bir çağda bu kitabı okumak ayrıca çok ilginç oldu benim için.
Çocukluğundan başlayıp evliliklerini, anne oluşunu, iki Dünya Savaşı deneyimini, seyahatlerini ve yazmakla ilişkisini uzun uzun (600 sayfa!) anlatıyor Christie. Kendi hayat öyküsü de en az romanları kadar sürükleyici ve merak uyandırıcıymış, böylelikle öğrenmiş oldum.
Hayatının son döneminde, eserleri tiyatroya, sinemaya uyarlanıp global fenomenlere dönüştüğünde bile “ne bileyim yazdım işte öyle” tavrında olan, kendini asla ciddiye almayan, kendiyle alay etmeyi çok iyi beceren bence çok şahane bir kadınmış Christie, egosuzluğuna bayıldım.
Bu arada kitaptaki yazım hataları (en az 100 tane yanlış yazılmış de ve ki vardı mesela, olacak iş değil!) kitaptan aldığım zevki çok fena baltaladı maalesef. Bir noktada delirip “bu kitabın editörü kim Allah aşkına” diye künyeye baktım, sürpriz, kitabın bir editörü yok. Çevirmenden geldiği gibi hiç okunmadan yayımlanmış herhalde. Bence çok önemli bir kitap bu ve bu özensizlikle basılmış olması çok üzücü, başıma geleceği bilsem İngilizcesinden okurdum.
Neyse, bu ilham verici kadını yakından tanımak için çok iyi bir kaynak Hayatım, ben çok severek okudum.