Kar’ı çıktığı gibi okumuştum, tabii o zaman 15 yaşındaydım, neyi ne kadar anladığım meçhuldü, o nedenle tekrar okuyayım dedim.
Üzerinden yaklaşık 25 sene geçtikten sonra bu romanı okumak enteresan bir deneyim oldu. Kitabın epigrafındaki Stendhal alıntısı bence önemli; şöyle: “Edebi bir eserde siyaset, bir konserin ortasında patlayan tabanca gibi kaba ama göz ardı edemeyeceğimiz bir şeydir. Şimdi çok çirkin şeylerden söz edeceğiz…” Bu epigrafla yazar “son derece politik bir roman okuyacaksınız, baştan uyarıyorum, af buyurun” diyor resmen.
Ve sahiden de öyle oluyor. Kitabın yayımlandığı zaman yarattığı tantanayı çok iyi hatırlıyorum, muhafazakarlık-sekülerlik meselesi toplumu tam ortadan ikiye yaracak mı’yı tartıştığımız dönemlerdi, şimdi bakınca tam da bu dönemde Pamuk’un bu meseleye eğilen bu denli politik bir roman yazmış olmasını epey cesurca bulduğumu söylemek isterim, yazarlar güncel yarılmalara genelde mesafeli davranırlar, Orhan Pamuk öyle yapmamış.
Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye gelip doğudaki kadın intiharlarını araştırmaya koyulan şair Ka’nın öyküsünü okuyoruz malumunuz – ve tabii onun hiç tanımadığı bir sosyolojiyle tanışmasını da. Yerel seçimlere çok az kalmış, dindarların seçimleri kazanacağı besbelli ve müesses nizam bundan çok rahatsız, böyle bir ortamda kendini bulan Ka bir parça uzaydan gelmiş gibi olayları anlamaya çalışıyor, o insanların kafasının içine girmeye çalışıyor. Olaylar küçücük bir kasabada geçse de Türkiye sosyolojisinin bir mikro temsili olarak her cepheyi görebiliyoruz aslında ve o cephelerin dinamiklerini çok iyi anlatıyor yazar, mikro bir darbe girişimi bile var kitapta.
Tüm bunların kardan yolların kapandığı bir kasabada geçiyor olması, mekanının sınırlılığı da romana Kafkaesk bir tat veriyor tabii – ka, kar, kafa, kafka; tekerleme gibi bu dört kelime bu romanı özetliyor sanki. Üzerine zaten sayfalarca yazıldığı için uzatmıyorum; Pamuk’un en iyi romanlarından biri bence de değil, yer yer aksayan kısımları var fakat hem Pamuk külliyatı için, hem de memleketin edebiyatında çok önemli bir yerde durduğunu düşünüyorum Kar’ın, bir kez daha ve bugün okuduğum için mesudum.