Bu da bugün böyle yarım saatte bitiverdi. Nasıl güzel, nasıl naif. Güzeller güzeli Lizbon’un en sevdiğim mahallesi Chiado’da, Rossio Meydanı’nda geçen minicik bir masal. Periler, kırmızı güller ve güvercinler…
Saramago burada çok yumuşak, çok insancıl. Cümleler sakin, akışkan; lafı dolandırmadan kalbe dokunuyor. Çocuksu bir merakla bakıyor sokağa, küçük ayrıntılardan koca bir sıcaklık çıkarıyor. Kertenkele adı boşuna değil; göz ucuyla görüp kaçırdığımız şeylere dikkat kesil diyor sanki, korkutmak yerine gülümsetiyor.
Ve görseller… Saramago’nun metni, Borges’in ahşap baskılarıyla buluşmuş. Siyah beyazın o pütürlü dokusu, kalın çizgiler, ahşabın damarı; sayfayı çevirirken insanın parmaklarına kadar geliyor gibi. Resimler metni süslemiyor sadece, ritmini tutuyor; bir adım yavaşlatıyor. Bazı sayfalarda sadece bir iki kelime var, resim konuşuyor; bazılarında cümleler akıyor, baskılar eşlik ediyor.
Kısacık, elde taşınan bir küçük sanat eseri resmen. Bir gün Rossio’da bir banka oturursam, gözüm kaldırım taşlarının aralarında perileri, güvercinleri ve belki bir kertenkeleyi arıyor olacak.