Bu kitaptan anlamamız gereken büyük ve derin bir şey vardıysa şayet, ben onu kesinlikle anlamadım. Yok eğer anlamamız gereken şey sanki hayvan metaforunun arkasına gizlenmiş gibi yapan ama gayet kabak gibi ortada olan ve hatta yer yer son derece didaktik biçimde aktarılan sosyal adaletsizlik, iklim krizi, kapitalizmin durmadan ürettiği adaletsizlik, kamudaki yolsuzluk ve yozlaşma, rant sorunları, toplumsal örgütlenmenin önemi falandıysa, bunları neden insan değil hayvan karakterler üzerinden okuyoruz sorusu orada öylece duruyor. Bu kitaptaki karakterler alpaka filan değil insan olsalardı hikayede ne değişecekti? Kaldı ki bu konulardaki mesajlarını durmadan tekrarlayan bir metnin iyi bir roman olacağı fikrine acaba yazarımız nereden kapılmış?
Vallahi anlamadım ya. Bir noktadan sonra her şey o kadar saçma gelmeye başladı ki, dedim herhalde ben anlamıyorum. Yukarıda sıraladığım meselelere dair gayet sıkıcı ve yavan bir hikaye dinliyoruz. Dünyaya hakim olanlar insanlar değil hayvanlar, insan diye bir şey yok, şehirlerde hayvanlar yaşıyor, biz de yüksek lisans tezini bir türlü yazamayan ve yıllardır belediyede memur olan alpaka Alfonzo’nun hayatından bir kesit okuyoruz. Dediğim gibi, Alfonzo neden bir alpaka mesela, hayvanların konuşuyor olması neye hizmet ediyor, asla anlamadım. Metnin içindeki kelime şakalarının çoğu sanırım çeviride kaybolmuş, dil şakası oldukları için çevrilmeleri zor zaten, sonuçta bunlar da böyle insanı gülümsetmekten bile uzak birtakım cümleler olarak sık sık karşımıza çıkıyorlar.
Vallahi hiç sevemedim maalesef. Üstelik de yazarımız Joni Murphy besbelli ki iyi yazabilen biri, kitabın muazzam giriş bölümü ve sondaki rüya pasajı şahane yazılmıştı ama hikayenin gerisini öyle yavan buldum ki, hiç keyif alamadım kitaptan.
Bu kitaba dair yapılan “21. yüzyılın Hayvan Çiftliği” yorumları umarım George Orwell’in kulağına gitmiyordur, mezarında ters dönmesini istemem adamcağızın.
Bahsettiğim giriş bölümünden sevdiğim nadir cümlelerden birini buraya ekleyeyim bari yine de. “Hiçbir şehir hikayesi yoktur ki sonunda bir vahşet hikayesine dönüşmesin. Hiçbir vahşet hikayesi yoktur ki sonunda birileri tarafından kahramanlık hikayesi olarak anlatılmasın.”